İşte Türk Eğitim-Sen araştırma sonuçları; I. Akademik kadroların yüzde oranları Araştırmaya katılan toplam 1098 akademisyenin 572’si (% 52.1) erkek, 526’sı (% 47.9) bayan olup, 872’si (%79.4) evli, 226’sı (20.6) bekârdır. Ünvanlara göre dağılım ise, aşağıda verilen, araştırmanın 4 numaralı tablosundaki gibidir. Bu tabloda dikkatleri en fazla çeken husus, yardımcı doçentlerin sayıca çok bariz olan üstünlüğüdür. Esasen, yardımcı doçentlerin bu sayı fazlalılığı yalnızca bu araştırma örneklemiyle sınırlı olmayıp, akademik kadro dağılımının genel halinin bir yansımasıdır ve bu da üniversitelerimizde akademik yükselmelerdeki en büyük zorluğun doçentliğe geçişte yaşanıyor olmasından ileri gelmektedir. Yıllardan beri süregelen bu durumun en büyük sebebi de, doçentliğe yükseltmelerde baraj olan yabancı dil belirleyici şartının ağır derecede etkili olduğunu söyleyebiliriz. Tabiatıyla hiç kimse yabancı dilin gerekliliğini reddediyor değildir; ancak, YÖK, hiçbir surette yardımcı olmadığı bu çok önemli konuda sadece emretmektedir. Yardımcı doçentlerin büyük çoğunluğunun, dil kurslarına uzun süre devam edebilmek ya da yurt dışına çıkabilmek bakımından maddî imkânları yetersiz kaldığından, yayın bakımından yeterli olsalar da en büyük engel olan yabancı dil sorunu yüzünden doçentliğe terfi etmede başarısızlığa mahkûm olmaktadırlar. Tablo 4: Araştırma Örneklemine alınan çalışanların görev ya da Unvanı Görev ya da Unvan Frekans % Araştırma Görevlisi 194 17.7 Doçent Dr. 148 13.5 Memur 144 13.1 Şef 72 6.6 Öğretim Görevlisi 114 10.4 Profesör Dr. 20 1.8 Şoför 36 3.3 Fakülte Sekreteri 4 4 Yardımcı Doçent Doktor 366 33.3 Hizmetli – - Teknisyen – - Toplam 1098 100.0 II. Akademik personelin “yıl” olarak çalışma oranları Araştırmanın ortaya çıkarmış olduğu bir diğer sonuç da çalışma yılı ile ilgilidir. Araştırmanın 5 numaralı tablosuna göre, üniversitelerimizde en yüksek çalışma oranı % 24.0 ile 11-15 yıl arası çalışanlar; ikinci olarak, %20.8 çalışma oranı ile 6-10 yıl çalışanlar; üçüncü olarak %19.8 çalışma oranı ile 16-20 yıl arası çalışanlar; dördüncü olarak %14.4 oranı ile 26 yıl ve üstü çalışanlar; beşinci olarak %13.5 çalışma oranı ile 01-05 yıl arası çalışanlar gelmekte olup, son grubu da % 7.5 çalışma oranı ile 0-5 yıl arası çalışanlar oluşturmaktadır. Tablo 5: Örneklemin Çalışma Yılı Çalışma yılı Frekans % 0-5 148 13.5 6-10 228 20.8 11-15 264 24.0 16-20 218 19.8 21-25 82 7.5 26 ve üstü 158 14.4 Toplam 1098 100.0 III. Akademik personelin sendikal durumları Araştırmanın 6 numaralı tablosunun sonuçlarına göre, toplam 1098 akademisyenin ancak 298’i (%27.1) bir sendika üyesi olup, 800’ü (%72.9) hiçbir sendikaya üye bulunmamaktadır. Sendika üyesi olmayanların sendika üyesi olanların üç katına yakın olması da akademik personelimiz açısından ciddi bir noksanlığı göstermektedir. Maalesef, akademik personelimiz, statülerinin gereği olan, akademik kadroların elde edilmesi, yabancı dil konusunda üniversitelerin üstlerine düşen yardımcı olma görevini yerine getirmeleri, ücretlerinin statülerine uygun seviyelere yükseltilmesi gibi doğal haklarının alınmasının ancak “birlik” olunmakla elde edilebileceği konusunda yeterli bilinç düzeyine ulaşmamış görünmektedirler. Yine bu sonuçlar, maalesef, sendikaların, çoğunluğunu akademisyenlerin oluşturduğu akademik personelin üçte birinden daha az bir kesimi temsil etmekte olduklarını da göstermektedir ki bu da sendikaların ellerinin yeter derecede güçlü olmasını engellemekte, etkinliklerinin düşmesine sebebiyet vermektedir. Tablo 6: “Herhangi bir sendikaya üye misiniz?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Sendika üyelik durumu Frekans % Evet 298 27.1 Hayır 800 72.9 Toplam 1098 100.0 IV. Akademik personelin “varidat” durumları 7, 8 ve 9 numaralı tablolar, akademik personelin “ev sahibi olma”, “araba sahibi olma” ve “gelir” durumlarını, kısaca “varidatlarını” göstermektedir. Tablo 7’deki verilere göre çalışanların, %61.2’sinin kendisine ait evi yoktur, yani, her üç akademik personelin ikisi kiracı konumunda bulunmaktadır. Araştırmaya katılan akademik personele, “evlerini kendilerinin mi aldığı” yoksa “babadan kalma” veya başka bir şekilde mi ev sahibi oldukları sorulmadığı için burada araştırma açısından bir yetersizlik hemen fark edilmektedir, ancak, araştırmada görülmese de, %61.2’yi bulan ev sahibi olma oranı içinde evlerini kendilerini alanların yanında başka şekillerde ev sahibi olanların da ciddî bir oran ile işbu %61.2 içerisinde bulunduklarını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerektir. Tablo 8’deki verilere göre, %45,7 ile, çalışanların yaklaşık yarısı araç sahibidir. Burada nispeten “iyi” olduğu söylenebilecek bir durum gözükmektedir, ancak, araba fiyatlarının her zaman için ev fiyatlarına nispetle çok daha mütevazı olduğu göz önüne alınacak olursa, asıl olarak araba sahibi olmak değil de ev sahibi olmak kıstas olarak alındığında, akademik personel için vazıyetin pek de o kadar “iyi” çıkmadığını söyleyebiliriz; nitekim, bu durum, Tablo 9 verileriyle de teyit edilmektedir. Tablo 9’da verilen bilgilere göre de, akademik personelin yaklaşık %56’sı 1301 TL ilâ 1700 TL arasında değişen miktarlarda ücret almaktadırlar. Tam bu noktada, Türkiye KAMU-SEN’in yaptığı ve 9 Ağustos 2009’da basında yayınlanan bir başka araştırmadan özet olarak da olsa bahsetmek konuya daha fazla bir açıklık getirecektir: Türkiye KAMU-SEN’den yapılan yazılı açıklamada, Konfederasyonun Yoksulluk Sınırı Araştırması’nda, Temmuz ayında bir ailenin gıda ve giyim harcamalarının azaldığı, haberleşme, kira ve ulaşım harcamalarının ise arttığı kaydedildi. Araştırmaya göre, bir ailenin açlık sınırı bin 69 TL 5 Kr, yoksulluk sınırı ise 2 bin 803 TL. Buna göre, çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı bin 400 TL olarak hesaplandı. Temmuz ayında, 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcamasının 608 TL, ortalama kira giderlerinin 466 TL olduğu belirlenen araştırmada, ailenin kira ve gıda harcamalarının bin 74 TL’ye ulaştığı, bin 321 TL olan ortalama memur maaşından bu harcamalar düşüldüğünde geriye yalnızca 246 TL kaldığı belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: Memurlar, maaşlarından arta kalan 246 TL ile sağlık, eğitim, haberleşme, giyim, ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. En düşük dereceli sendika üyesi bir memurun maaşının bin 23 TL olduğu düşünüldüğünde, kamu hizmetini yürüten memurun açlık sınırının altında kaldığı, gıda ve kira harcamalarını dahi karşılayamadığı görülüyor. Hayat şartlarının zorluğu ve pahalılık nedeniyle memurlar, büyük şehirlerde görev yapmak istemiyor. Bu da büyük şehirlerde kamu görevlisi sayısının yetersiz kalmasına ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden oluyor. Görüldüğü gibi, bir ailenin açlık sınırı 1.069 TL, yoksulluk sınırı ise 2.803 TL. olmuş bulunduğuna göre, Tablo 9’daki ücretlerin neredeyse tamamının yoksulluk sınırının altında kaldığı açığa çıkmaktadır. Tablo 7: “Kendinize ait eviniz var mı?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Ev sahibi olma durumu Frekans % Evet 426 38.8 Hayır 672 61.2 Toplam 1098 100.0 Tablo 8: “Kendinize ait otomobiliniz var mı?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Araç sahibi olma durumu Frekans % Evet 502 45.7 Hayır 596 54.3 Toplam 1098 100.0 Tablo 9: “Aylık geliriniz kaç Türk Lirası’dır?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Aylık Gelir Durumu (YTL) Frekans % 0-900 50 4.8 901-1100 15 1.3 1101-1300 55 5.2 1301-1500 236 21.4 1501-1700 387 35.2 1701-1900 292 26.5 1901-2100 29 2.6 2101-2500 21 1,9 2501 ve üstü 13 1,1 Toplam 1098 100.0 Çalışanların hayat standartlarının seviyesi ile ilgili önemli bir başka kriter de ev sahibi olmayanların ödemekte oldukları kiraların meblağıdır. Tablo 12’deki verilere göre, genel olarak akademik personelin, Tablo 9 verileri ile birlikte mütalaa edildiğinde, maaşlarının yaklaşık yarısını kira olarak ödedikleri sonucu çıkmaktadır. Bu ise vahim bir durumdur; çünkü kiracı demek, oturmakta olduğu dairede kendisini sürekli misafir olarak hisseden, hanesini her an tahliye etmek mecburiyeti ile baş başa kalabileceği için, senelerce muntazaman para yatırmış olduğu, kendisine ait olmayan meskenini tahliye ettiği zaman, bir çivisini bile alıp götürmesi söz konusu olmayan bir tür zamane göçebesi demektir. Tablo 12: “İkamet ettiğiniz ev kira ise aylık kaç YTL kira ödemektesiniz?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Aylık Kira Masrafı (YTL) Frekans % 350 4 ,5 400 44 5.8 450 38 5.0 500 74 9.8 550 4 ,5 600 148 19.5 650 148 19.5 700 298 39.3 Toplam 758 100.0 Akademik personelin geçim durumunun analizinde yardımcı olan bir başka veri de, Tablo 13’deki tatil yapma durumudur. Aşağıdaki tabloya dikkat edildiğinde, çalışanların ancak dörtte birinden az biraz fazlasının, sadece %28.8’in her yıl düzenli olarak tatil yapabilmekte olduğu görülmektedir. Ankette bu soru detaylı olarak sorulmadığı için fazla bir bilgi yoktur; söz gelimi, “tatil” ama “nasıl bir tatil”, üç günlük mü, bir aylık mı, nerede, ne şekilde, ne kadar ücret ödeyerek olduğunu öğrenmek imkânı yoktur ve muhtemelen, bir parçası olduğumuz bu camiayı içten ve yakından tanıyan kişiler olduğumuz için, söz konusu bu %28.8’lik dilimin tatilinin de abartılacak bir yanı olmadığını, sadece, en fazlasından, bulunduğu şehri birkaç günlüğüne terk ederek tebdili mekân ile ferahlık bulmak olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını düşünmekteyiz. Tablo 13: “Her yıl düzenli tatil yapabilmekte misiniz?” sorusuna verilen cevapların dağılımları: Her yıl düzenli tatil yapma durumu Frekans % Evet 316 28.8 Hayır 782 71.2 Toplam 1098 100.0
Üniversite çalışanları sefalet içinde!
Benzer Yazılar:
